Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

10 Ocak 2011 Pazartesi

TOYGAR IŞIKLI



17 Mayıs 2008 Sabah Gazetesi Günaydın ekinde röportajıma yer verilmiştir.

Akort Dergisi Mayıs-Haziran/ 2008
DİZİ MÜZİSYENİ YÖNETMEN GİBİ DÜŞÜNMELİ…
Ekranların en çok izlenen dizileri arasına giren “Yaprak Dökümü”, “Menekşe ile Halil” ve “Dudaktan Kalbe” nin müziklerine imzasını atan başarılı müzisyen Toygar Işıklı; dizi müzisyenliği alanında başarısıyla dikkat çekiyor. Polisiye, gerilim gibi farklı türlerde projeler yapmak isteyen Işıklı, “en büyük hedefim sinemada ilerleyerek; Amerika, Avrupa ve Hollywood standartlarında bir müziği Türkiye’ye yerleştirmek” diyor.  Dizi müzisyenliğinin göründüğü kadar kolay bir iş olmadığını ve dizi müzisyenin senarist ya da yönetmen gibi düşünmesi gerektiğini de sözlerine ekleyen Toygar Işıklı ile ülkemizde yeni gelişmekte olan dizi müzisyenliğini konuştuk… Bu sohbetten genç müzisyenlerin öğreneceği önemli görüşler çıktı.
Profesyonel müzik yaşamınız nasıl başladı? Gölcüklüyüm. Ortaokulda kurduğumuz gruplar vardı. Besteler yapıp, konserler veriyorduk. Daha sonra İstanbul’a gelip müzik eğitimi almak istedim. Bir yıl Müjdat Gezen Sanat Merkezinde okudum. Daha sonra da Marmara Müzik Bölümünü kazandım. Gitar ve şan eğitimi aldım. İ.T.Ü MİAM’da kompozitör masterı yaptım. Şimdi İ.T.Ü Devlet Konservatuarında doktora yapıyorum. Tez aşamasındayım.
Ünlü isimlerle de çalışmışsınız bu süre içinde… Evet. Bas gitar çalıyorum. Ama önce beste verdim. Pop müzik sanatçısı Hazal arkadaşımdı, beste verdim ve derken çalmaya başladım. Sibel Tüzün, Harun Kolçak, Edip Akbayram, Emre Altuğ, Yoncalodi, Suavi gibi birçok sanatçıya eşlik ettim. Son 2 yıldır da bireysel çalışmalarıma ağırlık vermiş durumdayım.
Dizi müzikleri nasıl başladı? İlk dizi çalışmam Tarık Akan ve Lale Mansur’un oynadığı “Gece Yürüyüşü” adlı diziydi.  Hedefim hep film müziği yapmaktı ve dizi müzikleriyle başladım. Bu işte çalışan bazı arkadaşlarım vardı. Yoğunlukları olduğunda gelen projeleri bana yönlendirmelerini söyledim. Bu dizi de bana öyle geldi ve beğenildi. Bu dizinin yönetmeni Yaprak Dökümünün yönetmeni aynı zamanda… Bana iyi bir referans olduğunu söyleyebilirim. Ardından Altın Portakal ödülünü alan “Türev”in müzikleri yaptım. Sonra raytingi çok iyi olmayan dizilere müzikler yaptım. Ardından da “Yaprak Dökümü”, “Menekşe ile Halil” ve “Dudaktan Kalbe” geldi.
“İnsanlar Müziğimi Dinleyince ‘Bu Toygar Işıklı’ Demeli….”
-“ ‘Yaprak Dökümü’ hem senaryo hem de görüntü kalitesi olarak çok kaliteli bir dizi. Senaryoyu okuduktan sonra gitarla bir gecede melodi sözlerle birlikte çıktı. Belki de o yüzden insanların hoşuna gitti. Ben yıllarca yabancı müzik, rock müzik söylemiş biriyim. İnsanlar huzur veren değişik bir sesiniz var diyor. Normalde çok sert şarkılar söylemiş bir müzisyen olmama rağmen, kendi bestelerimde daha naif, daha yumuşak bir şey çıktı ortaya…”
-“Babam ve Oğlum filminin müzisyen versiyonuyum’ diyorum kendime. Reklam araçları kullanılmadan, kulaktan kulağa dolaşarak film nasıl bir başarı yakaladıysa bende bunu 2 yıldır yavaş yavaş gerçekleştiriyorum. Yaptığım müziklerin büyük katkısı olduğuna inanıyorum. İnsanlar dinlediği zaman ‘bu Toygar Işıklı’ demelerini istedim hep ve bunu da söylüyorlar. “Menekşe ile Halil”de kullandığımız gerçek bir ninni var. Kızımız için eşimle birlikte yaptık. 700 bin kişi kadar kişi youtube’da dinlemiş… Piyasaya hitap eden bir şarkı değil, bir ninni… Bu da benim çok hoşuma gidiyor. Çünkü bir şeyler gözetmeyerek yapıldı.”
Yaprak Dökümünün her anında bir dram yaşanıyor. Bu zorluk yaratmıyor mu? Çok bunalım diyenler oluyor müzikler için. Ama ben böyle bir diziye mutlu müzik yapamam ki… Dizi paramparça olmuş bir aileyi anlatıyor. Müziklerimin genelinin ağır dram olmaması mümkün değil. Ama Yaprak Dökümü müziklerini yaparken bazen bunalıyorum. Çok ara verme ihtiyacı duyduğum bölümler oluyor. Çünkü belli bölümler çok ağır ilerliyor ve insanın moralini bozuyor. Onlara doğru müziği bulmak için arka arkaya izliyorum. Belki bir sahneyi 10 kere izliyorum ve etkisi de çarpı 10 oluyor. Bunu bünyem şuana kadar kaldırdı sonra ne olur bilemiyorum.
 Dizi müziğinin hazırlık sürecini anlatır mısınız? Önce senaryoyu okuyorum. İlk 2 bölümü yazılmış oluyor. Genel hikayeyi anlatan bir müzik yapmaya çalışıyorum. Dramatik, komik, gerilim gibi diziye hizmet edecek müzikler yapmaya başlıyorum. Dizi görüntüleri geldikçe onları yerleştiriyorum. Eğer tema havuzunuzu iyi oluşturduysanız, iş onları doğru yerlere yerleştirmeye kalıyor.
Dizi müzisyenliğinin gereklilikleri neler sizce? Öncelikle senarist, yönetmen gibi düşünmeniz lazım. İş müzisyenlikten çıkıp, müzisyenlik artı başka bir şeye geçiyor. Dolayısıyla çok iyi bir müzisyen, çok başarısız bir film ya da dizi müzisyeni olabilir. Hem kendi müziğinizi yapmak zorundasınız, hem de başkalarının bakış açısıyla değerlendirip,  kendi tarzınızı doğru yerlerde kullanmak zorundasınız. Müzikleri de müzisyen yerleştirir. İnsanlar müzikleri yönetmen ya da senariste verdiğimizi düşünüyor. Bende yaparım diyen müzisyenler çok oluyor. Çalışmalarıma çağırıyorum ve yaptığım işi görünce, ilk sözleri “tahmin edildiğinden zormuş.” oluyor.
MÜZİĞİN DİZİYE KATKISI BÜYÜK
Yönetmen ya da senaristin müdahalesi oluyor mu müziklere? Onlar benim doğru şeye yapacağıma inanıyorlar ama “ne yarsan yap” gibi bir durum da yok. Toplantılar düzenleniyor. Senaryoyla ilgili kafamdakileri anlatıyorum. Onları anlamaya çalışıyorum. Onların isteğini de yapıyorum ama temel inanç benim istediğim ve doğru olduğuna inandığım şeyi yapmam.  Bütün dizilerde de yapmak istediklerim onaylandı. Şarkı söylemeyi ve bestelemeyi sevdiğim için şarkı da hazırlıyorum.
Müziğin filme ya da diziye nasıl bir katkısı oluyor? Bir dizi, müzik sayesinde çok büyük bir kitle kazanabilir. Ama müzik yüzünden bir dizi yayından kalkmaz. Kimse “bu dizi müzikleri ne kadar kötü ben izlemeyim” demez. İyi raytingli bir dizinin müziği iyi, ya da kötü raytingli bir dizinin de müziklerinin kötü olduğu anlamına gelmez.
Başarılı bir dizi müziğinden anlamamız gereken nedir?  İnsanlar, cue denilen dizi içindeki müziklere çok dikkat etmiyorlar. Şarkıya bakıyorlar. Ben bu düşünceyi yıkmaya çalışıyorum. Bir dizide özellikle konuşmaların olmadığı zamanlarda müzik dinleniyorsa, müzisyenin bir başarısı var demektir.
Bundan sonra planlarınızda neler var? Dizi müziğine devam etmek istiyorum. Para kazanma işi olarak bakmıyorum. Küçük bir film mantığında ve performansında yapmaya çalışıyorum. Farklı tarzlarda projeler almak istiyorum. Polisiye, aksiyon gibi. “Bu adam bambaşka tarzda da iyi işler yapıyor dedirtmek”  istiyorum. Sinemada çok ilerlemek,  Avrupa, Amerika ve Hollywood standartlarında bir müziği Türkiye’de gerçekleştirmek hedeflerim arasında yer alıyor. Bunun için çok fazla film müziği izliyorum. Zengin bir DVD arşivim var.. John Williams, Danny Elfman takip ettiğim isimler arasında yer alıyor. Tarzı, soundu hoşuna gitmese de özenli ve kaliteli bir işleri seviyorum. Nail Yurtsever (Ihlamurlar Altında, Asi), Cihan Sezer (Bıçak Sırtı), Gökhan Kırdar ve Kıraç’ı bu alanda başarılı buluyorum.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder