Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

8 Ocak 2011 Cumartesi

ŞENYAYLAR AİLESİ


Akort Dergisi Mayıs-Haziran/ 2006

Bu ailede müzisyen olmamak çok ayıp...

ÜÇ KUŞAK ŞENYAYLARLA GEÇMİŞE YOLCULUK

Dedeleri İlyas Şenyaylar’ın bıraktığı müzikal geleneği bugünlere taşıyan Şenyaylar üyeleri için müzik, atalarından kalan en büyük zenginlik... Müziğe olan merakları ise genlerinde gizli...Sanat dünyasında çalmadıkları sanatçı kalmayan Şenyaylar’ın çocukları da müziğin içinde ve kendileriyle özdeşlemiş “Şenyaylar” soyadını sürdürmeye aday... Özcan Şenyaylar, Erdinç Şenyaylar ve Reşat Şenyaylar kardeşler bir araya geldi ve müzik geleneklerinin nereden geldiğini anlattı...

Müzik dünyasının yakından tanıdığı Şenyaylar ailesinin her üyesi küçük yaşlardan itibaren müzikle uğraşmaya başlıyor. Ailenin en küçük ferdinden, en büyüğüne kadar herkes bir müzik enstrümanına ilgi duyuyor ve çalıyor...Aile büyüklerinden kalan bu geleneğin kökeni de oldukça eskiye dayanıyor. Üçüncü kuşak temsilcilerinden Özcan, Erdinç ve Reşat Şenyaylar’a bu müzik zenginliği; dedeleri, babaları, amcaları ve dayılarından miras.... Doğduklarından bu yana müzikle iç içeler...Öyle ki müziğe nasıl başladıklarını dahi hatırlamıyorlar...: “ Müziği; baba, dede mesleği olarak gördük hep. Dedemiz İlyas Şenyaylardır. Selanik Muhacirlerindeniz. Selanik’ten buraya yerleşmişiz. Babamız ve amcalarımız birçok ünlü sanatçıya çalmaya başlayarak müzisyen patronu oluyorlar. Babamız Mehmet Şenyaylar; amcalarımız Orhan Şenyaylar, Ramazan Şenyaylar, Yılmaz Şenyaylar; dayımız Yılmaz Şenyaylardır. Onlardan teslim aldık bu bayrağı...”
Soyadları ile özdeşleşen bir müzik yaşamları var. “Şenyaylar”ın isim babaları ise Savaş Ay’ın babası Turan Turanlı: “ Selanik’ten muhacir olarak geldiğimizde Müslüman azınlık olduğumuzdan dedeme Orhan oğlu İlyas deniyormuş. Soyadı kanunun ardından dedem gitmiş. ‘Ne iş yapıyorsun’ demişler. O da ‘müzisyenim’ demiş ve çomakçalar adını vermişler ve böyle yazmışlar. Biz bunu aslında çok fazla benimsemedik. O dönemlerde Adana müzik ortamının çok iyi olduğu bir yer ve o zamanının ünlü şarkıcısı Şükran Ay da günümüzün süper starıydı. Adana’ya geldiği zaman ‘Mehmet, Orhan, Yılmaz, Ramazan Şenyaylar olsun benim orkestram’ demiş. Bir iki ay kadar gazino çalışmaları yapmışlar. Eşi de Savaş Ay’ın babası Turan Turanlı, sahnede onu her anons ettiğinde ‘Karşınızda Şenyaylar eşliğinde Şükran Ay’ diyormuş. Soyadımız işte buradan geliyor. İsim babamız Turan Turanlı’ya çok teşekkür ediyoruz, bize bizimle bütünleşen bir soyadı kazandırdığı için....”

MÜZİK ONLARIN GENLERİNDE...
Müzik kabiliyetleri genlerinde saklı adeta... Bir araya geldiklerinde gerçekten de söze gerek kalmıyor, dilleri müzik oluyor Şenyayların...Müziğe olan bu ilgi ve kabiliyetleri çoğu zaman onları da şaşırtıyor: “Genetik yapımızda mı var bilmiyoruz. İstemeden de olsa bir saz çalma merakı, müziği ve sesleri duyma ilgimiz daha çocukluk yıllarımızda başlamıştı.” Erdinç Şenyaylar, babalarının erken vefatının ardından gitar derslerine; Reşat ve Özcan  Şenyaylar ise keman çalmaya başlamış: “Erdinç abimiz daha 11 yaşındaydı. Gitarla yatıp gitarla kalkıyordu. Hatta geceleri gitarının üstünü örtüp öyle yatıyordu. Bir anne babaya nasıl büyük sevgi duyuluyor, bizim çaldığımız enstrümanlara duyduğumuz sevgi de aynı düzeyde...Daha sonra da plak sektörüne girdik.” diyor Reşat Şenyaylar... Bugünlere gelmelerinde Bülent Ersoy’lu, Zeki Müren’li parlak gazino dönemlerinin önemli bir etkisi olmuş ama o dönemde konservatuara girmek isteseler de kabul edilmemişler: “ Şenyaylar olarak plak sektörüne girdiğimizde konservatuara yazılmak istedik. Ama arabesk piyasası çok hareketliydi o dönemde. İmtihanlarına girdik, bizi almadılar. Sonra aynı okulun hocaları kendilerine kaset yaptıklarında ‘ne güzel çalıyorsunuz’ dediler. ‘Bizi sizler almadınız hocam’ dedik. O zamanki gazino ortamları, büyük dev orkestralar, Bülent Ersoy’lar, Zeki Müren’lerin olduğu bir dönemde büyüklerimizin arasında usta çırak ilişkisi içinde bulunarak kendimizi geliştirdik....” 

Şimdi sıra onların çocuklarında...Hiç bir şey öğretmedikleri halde yeğenleri ve çocukları müziğe karşı inanılmaz bir ilgi duyuyor: “Çocuklarımız şimdi müziğin içinde. Üstelik onlara bir şey öğretmiyoruz. Fakat bir ritm atıyor, şaşırıp kalıyoruz. Bu yaştayken daha görüyoruz, başka bir şey öğrenmesi imkansız...18-20 yaşlarında yeğenlerimiz sürdürecek soyadımızı... Biz nasıl başladıysak aynı iç güdüyle onlar merak salıyor. Tabi biz onlara göre alaylı sayılırız ama hepsi iyi yetişiyorlar...” Özcan Şenyaylar’ın 10 yaşındaki oğlu da babasının izindeymiş: “ Oğlum Oğulcan, acayip ritm çalıyor. Çok yetenekli. Ona ne kadar müziği ikinci plana at desem, o kesinlikle yanaşmaz. Çünkü çok kabiliyetli ve çok ilgisi var.”
Meslekleri ne olursa olsun bir şekilde müzikle uğraşmanın ailelerinde şart olduğunu söylüyor Reşat Şenyaylar: “ Her ne mesleği seçerlerse seçsinler, bir enstrüman mutlaka çalsınlar istiyoruz. Çünkü müzik ve sanatın bütün dallarıyla ilgilenenlerin algılarının daha açık olduğuna inanıyorum. Espri kabiliyeti, hayata bakış açısı daha farklı oluyor. Ne meslek yaparsa yapsın, müzik şart Şenyaylarda. Gitar ya da piyano farketmez. Sesleri bilsin, armoniyi duysun istiyoruz. Çünkü rüzgarın sesinde bile bir armoni var...”

HER ALBÜMDE MUTLAKA BİR ŞENYAYLAR VAR
Bir stüdyo müzisyeni olarak çalmadıkları sanatçı hemen hemen yok gibi...Tarkan, Sezen Aksu, Candan Erçetin, Ufuk Yıldırım, İzel gibi sanatçılar bu isimlerden sadece bazıları.... Reşat Şenyaylar, “ Bize hangi sanatçıya çalmadınız sorusu daha mantıklı geliyor aslında. Safiye Ayla dışında hemen hepsiyle çalıştık çünkü” diyor. (Gülüyorlar) Yurt dışında da birçok projede yer alan Şenyaylar, “Mehmet Şenyaylar” adını verdikleri stüdyolarında çalışmalarına devam ediyor. Özcan ve Reşat Şenyaylar, Hülya Avşar ile Sibel Turnagöl’ün orkestralarında beraber...Şenyaylar Yaylı grubu olarak da  amcalarının oğulları Ayhan, Timur, Erdal Şenyaylar ile bir araya geliyorlar çoğu zaman...Erdinç Şenyaylar ise, yıllardır Nilüfer’in gitaristliği yapıyor. Kendilerine ait besteleri de var ama vakit bulup da hayata geçiremiyorlar: “ Nasıl terzi söküğünü dikemezmiş, bizde çalıştığımız sanatçılara zaman ayırmaktan kendimize zaman ayıramıyoruz. Çok uçuk melodilerimiz var. Üçümüzün beraber yaptığı besteler, enstrümantal müziklerimiz bulunuyor. Ama vakit bulamıyoruz. Tüm mesele bu...Yoksa çok malzememiz var. Stüdyomuz olduğu içinde devamlı üretip çalıyoruz. Aklımıza geleni hemen not edip, yazıyoruz....” Reşat Şenyaylar “Eğer bunu yapmaya ömrüm yetmezse kendimi çok suçlu hissedeceğim.”diyor ve ekliyor:  “Stüdyo müzisyeni olduğunuz zaman her türlü şarkı karşınıza çıkabilir. Halk müziği notaları koyuyorlar, halk müziği icra ediyorsunuz. Ertesi gün Türk sanat müziği ya da batı müziği geliyor. Onu icra ediyorsunuz. Müzisyenlerin ırkı olmayacağını savunuyorum. Müzisyen, o an ne çalıyorsa o ırka bürünmeli diye düşünüyorum. Zaten onu yaşıyor olursan müziğini icra edebilirsin....”
Bu renkli geleneği yaşatmaya son derece kararlı Şenyaylar fertleri... Arkalarından gelen genç Şenyaylar da soyadlarını sürdürmeye...



1 yorum:

  1. Sevcan Hanım merhaba.. Senyaylar ailesine nasıl ulasabiliriz acaba? Yabancı bir tv program ekibi kendileriyle Türk müziği üzerine söyleşi yapmak istiyor. Müzisyen bir aile olmaları özellikle dikkatlerini çekmiş.. Yardımcı olursanız sevinirim..

    YanıtlaSil